hayatını romantik komedi olarak hayal ederken, 3. sınıf japon gerilim filmine dönen kızın hikayesi
msc
22 Aralık 2014 Pazartesi
hey çocuklar size de oluyo mu bilmiyorum ama bazen yeni bir hayata atılmak istiyorum. hayatımın böyle geçmemesi gerektiğini mi düşünüyorum. bu bende gerçekten çok fazla olmaya başladı. gerçekten bazen, bazı insanlardan o kadar nefret ediyorum ki keşke biryere gidecek olsam ve giderken de hepsine 'siz burda kalın pis ezikler' diyebilsem diyorum. dil çıkarma alıştırmaları falan yapmam lazım. böylece giderken hepsine öyle bi dil çıkarabilirim ki kendi aptallıklarının farkına varsınlar ve onlardan hayallerinin peşinden koşsunlar, o hayatlarına mal mal devam edip durmasınlar. bence insanlar kötü olabilir. yani kötülükten kastım mesela birisine gereksiz yere soğuk davranmak, gereksiz kız tripleri falan filan bilirsiniz işte. çünkü onlar doğuştan öyle değillerdi. geçirdikleri hayat, yaşadıkları olaylar onları bu hale getirdi. bunu anlayabiliyorum, çünkü aynı şey bana da olmaya başladı. o kadar farklı aptal insan gördüm ki (en çok görenin ben olduğunu iddia etmiyorum tabiki) arada yolda gördüğüm insana bile şüpheli bakmaya başladım. 'buda kesin öyledir, onunla iletişime geçme filiz' diye kendimi uyarıyorum sürekli. yani bi nevi aslında güvensizlik duygusu. siktir! bu çok kötü 1 şey. güvensizlik gerçekten yemin ederim dünyadaki en kötü duygular arasına girebilir. çünkü kendinize bir kalkan oluştuyorsunuz ve farkında olmadan sizde o nefret ettiğiniz insanlara dönüşmeye başlıyorsunuz. ben eskiden kimseden nefret etmezdim. Evet tamam itiraf ediyorum. yemin ediyorum kimseden nefret etmezdim. en kötü insanlara bile kızamıyordum. çünkü onların birilerine yeteri kadar sarılmadıklarını düşünürdüm. eğer gerçekten birilerinden bir sevgi görebilselerdi öyle olmazdı tabiki. ama artık değil. maalesef hayat gerçekten boktan bi peri masalı değil. bunu kendime söylüyordum zaten sürekli. çünkü etrafta heryerden bu sözü duyuyorduk. ama bu kelimeleri tam anlamıyla anlamam 2 senemi aldı. artık eminim. bu dünya kötü 1 yer. içinde iyiler olsa bile, çoğu kısa süreli ve diğerlerininde üstüne diğer kötü insanlar çökmüş. onları boğup yaşam enerjilerini almak istiyorlar. evet çocuklar size tavsiyem, kimseye güvenmeyin. kimseye bir şeyinizi söylemeyin. hayatta dostlar edinin ama bu sayı 2-3 ü geçmesin. hayatınıza her giren boktan insanıda dost olarak görmeyin. çünkü değiller ve onlar kötülük için yaratılmışlar. iyi insanlardan birşeyler alıp götürmek için varlar. ve bu arada en önemlisi bu olabilir: Kimsenin nasıl göründüğüne sakın ama sakın bakmayın! evet çok iyi ve güvenilir durabilir. ama tekrar ediyorum sakın güvenmeyin hep temkinli davranın. neyse bu kadar. umarım iyi insanlar olursunuz. ve hayat size gülmese bile siz hep hayata gülen kısım olursunuz. evet lütfen hayata gülün, hatta onunla dalga bile geçebilirsiniz. umarım bütün mutluluklar sizin olur. Hadi, Allah'a ısmarladık..
14 Aralık 2014 Pazar
12 Aralık 2014 Cuma
27 Kasım 2014 Perşembe
22 Kasım 2014 Cumartesi
19 Kasım 2014 Çarşamba
16 Kasım 2014 Pazar
3 Kasım 2014 Pazartesi
14 Ekim 2014 Salı
13 Ekim 2014 Pazartesi
Eskiden...
Çember çevrilir,
Su musluktan içilir,
Ağaçlara tırmanılırdı.
Bebekler bezden,
Silahlar tahtadan,
Resimler kömür karasından yapılırdı.
Kızlara ninenelerinin, erkeklere dedelerinin
İsimleri konulur,
Saatli maarif okunurdu.
Komşuda pişen
Bize,
Bizde pişen komuşuya düşerdi.
Geceler ayaz,
Sokaklar karanlık,
Yıldızlar parlak olurdu.
Turşu, salça, mantı
Evde yapılır,
Karpuz kuyuda soğutulurdu.
Erik ağacının çiçeği
Pencere camımıza yaslanır,
Güz yaprakları bahçemize düşerdi.
Kardan adam yapılır,
Evlerde soba yakılır,
Kış gecelerinde masal anlatılırdı.
Merdiven çıkılır,
Aidat ödenmez.
Yönetici seçilmezdi.
Evler badanalı,
Sokaklar lambasız,
Mahalleler bekçili olurdu.
Ajans radyodan dinlenir,
Çizgi roman okunur,
Defterlere kenar süsü yapılırdı.
Hayat,
Arkası yarın gibiydi.
Kesintisizdi.
Her gün yaşanacak birşeyler vardı.
Herkes kendi düşünü kurar,
Kendi hayatını oynardı.
Şimdi,
Herkes
Yoğun,
Yorgun,
ve
Tek başına...
Çember çevrilir,
Su musluktan içilir,
Ağaçlara tırmanılırdı.
Bebekler bezden,
Silahlar tahtadan,
Resimler kömür karasından yapılırdı.
Kızlara ninenelerinin, erkeklere dedelerinin
İsimleri konulur,
Saatli maarif okunurdu.
Komşuda pişen
Bize,
Bizde pişen komuşuya düşerdi.
Geceler ayaz,
Sokaklar karanlık,
Yıldızlar parlak olurdu.
Turşu, salça, mantı
Evde yapılır,
Karpuz kuyuda soğutulurdu.
Erik ağacının çiçeği
Pencere camımıza yaslanır,
Güz yaprakları bahçemize düşerdi.
Kardan adam yapılır,
Evlerde soba yakılır,
Kış gecelerinde masal anlatılırdı.
Merdiven çıkılır,
Aidat ödenmez.
Yönetici seçilmezdi.
Evler badanalı,
Sokaklar lambasız,
Mahalleler bekçili olurdu.
Ajans radyodan dinlenir,
Çizgi roman okunur,
Defterlere kenar süsü yapılırdı.
Hayat,
Arkası yarın gibiydi.
Kesintisizdi.
Her gün yaşanacak birşeyler vardı.
Herkes kendi düşünü kurar,
Kendi hayatını oynardı.
Şimdi,
Herkes
Yoğun,
Yorgun,
ve
Tek başına...
9 Ekim 2014 Perşembe
25 Eylül 2014 Perşembe
bu yazının adını PUHAHHAHA koyuyorum
iftara 2 saat kala diye yazmışım defterde başlıyorum:
içerdeydim. elimde telefonla uğraşıyordum. odamda 1 yığın dolusu amerika için toplanmayı bekleyen eşyalar vardı ama ben telefonla oynuyodum :d. sonra telefon çaldı. (normalde bilmediğim numaralara cevap vermem) CIA den de halil bilmem ne çıktı. Aha! dedim. Bu kim!! yeni taliplim mi acaba yada daha önemli bişey için mi aradı!?? neyse bende en iyisi açmak deyip açtım. meğersem 40 lı yaşlarında yurtiçi kargodan arayan bir adammış. bi paket geldi. bugün dağıtım yok. gelin alın falan dedi. bende kimden dedim. oda paket taşımacılığı bilmem ne bilmem ne dedi. bende ok dedim kapattım. ama meraklıydım. çünkü bir paketim vardı, ismi yoktu. ne olduğu belirsizdi ve almak için 30 dakikamız vardı. yarın pazar, pazartesi de amerika. yani tek şans. babama dedim gidip bakalım diye oda meraklanıp tamam dedi. ben bana gelenin 1 ölüm tehditi olduğunu düşünmüştüm. demek ki birileri benden rahatsız oluyordu. beni ortadan kaldırmaya çalışacaktı. yada biri bana acımıştıki önceden haber veriyordu ' öleceksin. yarın 9.30 Colt Colt Government Altın Kaplamalı ile' (yani öleceksem eğer havalı bir silahla olmalı bu) neyse yol boyunca babam paketi orda açmam gerektiğini çünkü insanların birbirlerine garip şeyler yollayabileceğini söyledi ve bunun gibi şeyler söyleyip nasihatlar verdi. bense ölüm tehditini babama nasıl açıklayabileceğimi düşünüyordum. bi an heyecana kapılıp, ellerim titreyerek 'baba, bababa bu bi-bi-bir öl-ölüm tehditi!' yoksa 'baba, birileri benden rahatsız olmuş. öleceğime dair uyarı yapmış.' ya da 'babacığım al sen oku hihihihi' bu şüphelerimin arasında kargo yerine ulaştık. 15 dkmız kalmıştı. o an kapıları kapatıp ve bizi almayacaklarını düşündüm ama neyseki öyle birşey olmadı. sonra girdim ve adama söyledim. adam yüzüme garip garip bakarak tamam dedi. demekki oda biliyordu.. aslında onu tenhada sıkıştırıp bu işin arkasında kimin olduğunu sorabilirdik. babam daha güçlü duruyodu. bende kungfu biliyorum. işin bitti.. Sonra yanımdan bir kız geçti sonrada bir erkek geldi. 2 side benim yaşlarımdaydı. paket alacaklardı. Hayır! dedim. bu bir ölüm tehditi değil. bu 1 turnuva. like a hunger game. do you know biitchh. benim gibilerin çağrıldığı fizik ve zakyla galip geleceğimiz amacını bilmediğimiz bir yarışmaydı. yada bizi alıp özel bir amaç için yetiştireceklerdi. kim bilir? Verin şu paketi artıkk!!! belki birazdan garip giysili adamlar gelip bizi alacaklardı. ve o paketi aldığın andan sonra hayatım birdaha eskisi gibi olmayacaktı. gelecekte insanlara o paketi anlatacaktım. her neyse paketi sonunda elime aldım. babam burda aç diye bana bi işaret çaktı. bende büyük bir ciddiyetle açmaya başladım. içinde kağıt mı vardı? şişkin gibiydi. ve elimi daldırıp içindekini hızlıca çıkardım. Aman Allahımm!!! Bu o! internetten bir kaç hafta önce sipariş ettiğim 3. sünün türkçesi olmadığı için ingilizcesini aldığım o hayatımın kitabı. dışımdan 'evet baba sonunda gelmiş. bu o kitap. tam vaktinde!' derken içimden PUHAHHAHAHAHA lan olum nasıl böyle birşeyi hatırlamam diyerek hönkürüyor idim. şimdi evdeyiz. kitaba en kısa zamanda başlayacağım inş :DD
içerdeydim. elimde telefonla uğraşıyordum. odamda 1 yığın dolusu amerika için toplanmayı bekleyen eşyalar vardı ama ben telefonla oynuyodum :d. sonra telefon çaldı. (normalde bilmediğim numaralara cevap vermem) CIA den de halil bilmem ne çıktı. Aha! dedim. Bu kim!! yeni taliplim mi acaba yada daha önemli bişey için mi aradı!?? neyse bende en iyisi açmak deyip açtım. meğersem 40 lı yaşlarında yurtiçi kargodan arayan bir adammış. bi paket geldi. bugün dağıtım yok. gelin alın falan dedi. bende kimden dedim. oda paket taşımacılığı bilmem ne bilmem ne dedi. bende ok dedim kapattım. ama meraklıydım. çünkü bir paketim vardı, ismi yoktu. ne olduğu belirsizdi ve almak için 30 dakikamız vardı. yarın pazar, pazartesi de amerika. yani tek şans. babama dedim gidip bakalım diye oda meraklanıp tamam dedi. ben bana gelenin 1 ölüm tehditi olduğunu düşünmüştüm. demek ki birileri benden rahatsız oluyordu. beni ortadan kaldırmaya çalışacaktı. yada biri bana acımıştıki önceden haber veriyordu ' öleceksin. yarın 9.30 Colt Colt Government Altın Kaplamalı ile' (yani öleceksem eğer havalı bir silahla olmalı bu) neyse yol boyunca babam paketi orda açmam gerektiğini çünkü insanların birbirlerine garip şeyler yollayabileceğini söyledi ve bunun gibi şeyler söyleyip nasihatlar verdi. bense ölüm tehditini babama nasıl açıklayabileceğimi düşünüyordum. bi an heyecana kapılıp, ellerim titreyerek 'baba, bababa bu bi-bi-bir öl-ölüm tehditi!' yoksa 'baba, birileri benden rahatsız olmuş. öleceğime dair uyarı yapmış.' ya da 'babacığım al sen oku hihihihi' bu şüphelerimin arasında kargo yerine ulaştık. 15 dkmız kalmıştı. o an kapıları kapatıp ve bizi almayacaklarını düşündüm ama neyseki öyle birşey olmadı. sonra girdim ve adama söyledim. adam yüzüme garip garip bakarak tamam dedi. demekki oda biliyordu.. aslında onu tenhada sıkıştırıp bu işin arkasında kimin olduğunu sorabilirdik. babam daha güçlü duruyodu. bende kungfu biliyorum. işin bitti.. Sonra yanımdan bir kız geçti sonrada bir erkek geldi. 2 side benim yaşlarımdaydı. paket alacaklardı. Hayır! dedim. bu bir ölüm tehditi değil. bu 1 turnuva. like a hunger game. do you know biitchh. benim gibilerin çağrıldığı fizik ve zakyla galip geleceğimiz amacını bilmediğimiz bir yarışmaydı. yada bizi alıp özel bir amaç için yetiştireceklerdi. kim bilir? Verin şu paketi artıkk!!! belki birazdan garip giysili adamlar gelip bizi alacaklardı. ve o paketi aldığın andan sonra hayatım birdaha eskisi gibi olmayacaktı. gelecekte insanlara o paketi anlatacaktım. her neyse paketi sonunda elime aldım. babam burda aç diye bana bi işaret çaktı. bende büyük bir ciddiyetle açmaya başladım. içinde kağıt mı vardı? şişkin gibiydi. ve elimi daldırıp içindekini hızlıca çıkardım. Aman Allahımm!!! Bu o! internetten bir kaç hafta önce sipariş ettiğim 3. sünün türkçesi olmadığı için ingilizcesini aldığım o hayatımın kitabı. dışımdan 'evet baba sonunda gelmiş. bu o kitap. tam vaktinde!' derken içimden PUHAHHAHAHAHA lan olum nasıl böyle birşeyi hatırlamam diyerek hönkürüyor idim. şimdi evdeyiz. kitaba en kısa zamanda başlayacağım inş :DD
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)